Buradasınız: Home » Manşet » Tuğba Çakır: Kendimi Kuaförlerin Yerine Koymaya Çalıştım

Tuğba Çakır: Kendimi Kuaförlerin Yerine Koymaya Çalıştım

Tuğba Çakır: Kendimi Kuaförlerin Yerine Koymaya Çalıştım

Sakarya’da geçtiğimiz günlerde açılan ve mimarisi ile rakiplerinden farklılık gösteren Cut Me’nin Başarılı İç Mimarı Tuğba Çakır’dan salonun yapılış hikâyesini dinledik.

KL: Tuğba Hanım kısaca okuyucularımıza kendinizi tanıtabilir misiniz?

Tuğba Çakır: 1992 yılında Fransa’nın güneyinde doğdum. Tüm eğitimimi orada aldım. Üniversitede dört senelik iç mimarlık bölümünü bitirdim. Diplomamı alır almaz, ailecek Türkiye’ye kesin dönüş yaptık. Burada piyasayı tanımak için İstanbul ve Sakarya’da farklı projelerde çalıştım. Yaklaşık iki buçuk senedir kendi ofisimdeyim.

KL: Türkiye’de hangi sektörler için projeler yaptınız? Kuaför sektörü için neler düşünüyorsunuz?

Tuğba Çakır: Konuttan çok kafe ve oteller için birçok proje yaptım. “Cut Me” kuaför salonu Türkiye’de çizdiğim ikinci kuaför salonu projesi. Kuaför sektörü ile ilgili başka projelerde yapmak istiyorum. Yaptığım işten çok keyif aldım, bu sektör gerçekten çok hoş.

KL: “Cut Me” Kuaför Salonu’nun hikâyesi nasıl başladı? Burada ne gibi işlemler yapıldı, bu şık salon nasıl oluştu?

Tuğba Çakır: Kızlarla ilk tanıştığımda çarşıda var olan salonu restore etmeyi planladık. Ondan sonra burada bir oluşum yaratalım, diğer kuaförlerden çok farklı bir salon yapmak istediklerini söylediler. Mekânımızı bulduk. Burası üst kat 140 m², bodrum katımız da 140 m² olmak üzere toplam 280 m²’lik bir alan. Türkiye’de ziyaret ettiğim kuaför salonlarında şunu fark ettim, hep negatif, siyah ve beyaz renk tonlarında çalışılmış. Bu yüzden ben biraz daha farklı olarak daha zen ve dinlendirici bir ortam oluşturmak istedim. Ve bunu başardığımızı düşünüyorum.

İnsan içeri girince bunalmıyor. Çünkü açık tezgâhlar kullanmayı tercih ettim. Dışarıdan bakıldığında çok rahat bir şekilde içerisi gözüksün istedim. Biraz daha modern hale getirmeye çalıştım. Her şeyin apaçık ortada ve düzenli bir biçimde olması için tasarladım. Mesela makyaj masalarımızı açılır kapanır sistem olmasını istediler. Buna çok güzel bir formül bulduk. Kuaför salonları genelde dağınık gözükür tasarladığımız bu minimaliz tezgâhlar sayesinde dağınıklığı çok çabuk bir şekilde örte biliyoruz.

KL: Peki, bu salonu diğer kuaför salonlarından ayıran şey ne? İnsanlar “Cut Me” ye geldiklerinde nasıl bir fark görecekler? Nasıl bir mimari var burada?

Tuğba Çakır: Öncelikle kendimi kuaförlerin yerine koymaya çalıştım. Bir kuaför salonunda temizlik çok önemli, siyah, beyaz renkler çok kir gösterir. Zeminimizi ne yazık ki biz yapamadık yoksa ben daha çok ahşap çalışmak istiyordum. Bu yüzden tezgâhları hep ahşap kullanmak istedim. Tamam, her gün temizliyoruz ama ister istemez kuaför salonlarında bir karmaşa olabiliyor. Her zaman temiz, düzenli gözüksün ama aynı zamanda ferah da bir mekân olsun istedim. Çok fazla kolon desteği vardı, kolonları nasıl kaybedebiliriz diye düşündüm. Palmiye yaprağı görüntülü duvar kağıdı kullanarak tropikal bir ortam oluşturmak istedim. Zen, huzur verici bir hava olsun istedim. Burada aynı anda üç bayan çalışıyor. Üçü de birbirinde yetenekli, profesyonel ustalar. Hepsinin aynı anda birbirlerinden haberdar olmaları gerekli, bu yüzden ortada bir tezgâh oluşturdum. Üçü de uyum içinde birbirleriyle iletişim halinde çalışabilecekler.

KL: Salonda kullandığınız ürünlerde hangi malzemeleri kullandınız?

Tuğba Çakır: Genelde kuaför salonlarında görülen, sunta lam, mdf lam kullanmayı tercih etmedim. Burada gördüğünüz tüm eşyalar boyalı ve kaliteli malzemelerden. Bir kısmı doğal ceviz kaplama malzemeler kullandık. Duvarlarımızı kaplamak için “Cut Me”ye özel duvar kâğıtları bastırttım. Başka hiçbir yerde bu tasarımları göremezsiniz, sadece bize özel, kopya olmasın diye bütün aynalarımız dahi teker teker tasarlanmıştır. Çünkü mimari çizimleri yapıp, proje çıktıktan sonra zaten teknik detayları hemen demirciye, mobilyacıya, aksesuarcıya ayrı ayrı herkese dağıtıyorum. Ondan sonra otuz gün boyunca boyacıyı, demirciyi her gün kontrol ediyorum. Hatta istediğime ulaşabilmek için birkaç kez bazı ürünleri tekrardan yaptırıyorum ve görselin %98 aynısına ulaşmaya çalışıyorum.

KL: “Cut Me” ismi ve logosu nasıl ortaya çıktı? Detayları sizden öğrenebilir miyiz?

Tuğba Çakır: Cut Me’nin isim annesi benim diyebiliriz. İnsanda gülümseme uyandırsın istedik, biraz ironi olsun dedik. “Kuaföre geldim, kes beni” der gibi. Hem de kısa, akıllarda kalıyor. İnsanlar çünkü anlamadıklarında ister istemez soruyorlar ve bu akıllarda kalan bir isim oluyor.

Logoyu da ben tasarladım. Bildiğiniz üzere bayanların yüz hatları baya keskin ve belirgin. Onu biraz yansıtmak istedim. Orada saç kullanmak istemedim çünkü kuaförlerde hep saç, makas kullanılıyor. Logonun da farklı olmasını istedik. “Cut Me”nin logosundaki yüzü de onları düşünerek tasarladım; kaşlar ve çene kısımları belirgin.

Buradan o zaman şu mu çıkıyor aslında patronların kendi dünyaları da logoya yansıdı diyebilir miyiz?

Tuğba Çakır: Tabi öyle. Önce benden üç kişi olduklarını belirtmek için logoda üç kişinin olduğu bir görüntü istediler, Ama hayat neyi gösterir bilinmez. Belki ileride sayıları dört olur, belki iki kalırlar belki de tek. Bu yüzden ben öyle yapmak istemedim. Ama tarzlarını az çok anladığım için dediğim gibi keskin hatlı yüz kullanmak istedim. Hem onların yüzü olsun, hem onları yansıtsın diye.

 Mimar olarak Türkiye’de neler yapmak istiyorsunuz? Kuaför salonlarında branşlaşmak istiyor musunuz? Sizin için nasıl bir süreç başlayacak?

Tuğba Çakır: Aslında şöyle bir şey diyebilirim, “Cut Me” benim için dönüm noktası oldu. Biraz daha kuaför salonlarına yönelmek istiyorum. Çok hoşuma giden çok keyif aldığım bir proje. Hiçbir sıkıntı yaşamadım. Elimden gelen her şeyi yaptım, onlar da bazı şeylere tolerans gösterdiler. Üç tane dost kazandım.

Bir mimar tasarımını oluştururken nelerden esinlenir?

Tuğba Çakır: Ben Türkiye’ye gelmeden önce baya gezdim. Fransa içerisinde de çok gezdim, yurt dışında da çok bulundum, yeni yerler gördüm. Şöyle bir şey var bende, birebir esinlenmeyi sevmiyorum ama örneğin bir küpe görüyorum, o küpenin şekli hoşuma gider aklımda kalır.  Çok daha sonra, farkına varmadan onu kullanıyorum tasarlarken. Mesela Cut Me’de bazı şeyleri tekrar görünce bilinçaltımdan esinlenmişim ister istemez diyorum. Bir yere bakarak birebir değil de tamamen hayal dünyama bağlı olarak çalışıyorum.

Peki Fransa’daki bir kuaför salonuyla, Türkiye’deki kuaför salonunu karşılaştırmak gerekirse artı ve eksi yönleri nelerdir?

Tuğba Çakır: Fransa’da kuaför salonları sadece saç üzerine. Hem makyaj hem ağda yapan kuaför salonu yoktur. Mesela ağda, bakımla ilgilenen merkezlere estetisysen deriz. Kuaför apayrıdır sadece saç kesilir veya boyanır. Benim kuzenim de Fransa’da kuaför. Türk insanında şu var; sadece kuaförlükte değil bütün branşlarda;  bir şey yapınca en iyisini yapıyor. Her zaman yeniliğe açık, ülkesinin dışında neler oluyor çok yakından takip ediyor. Türk İnsanı, Avrupa’daki gibi sabit fikirli değil. Orada abartmayı çok sevmiyorlar. Mesela burada kuaför salonu açıldı, içinde ağdası da masajı da var detoks ta yaptıralım vs gibi. Her şeyi yapmak istiyoruz.

Sektöre söylemek istediğiniz bir mesaj veya İlave etmek istediğiniz bir şey var mı?

Tuğba Çakır: Kopya çekmeyin, yaratıcı olun. Mesela ben meslektaşlarımı çok fazla tanımam, çok da araştırmam. Çünkü ister istemez insanlar birbirlerinden esinlenebiliyor. Bir gece otururum, araştırırım, ne yapabilirim diye. Komple hayal dünyamda kurarım. Bu kuaför salonunda kendimi yansıttığımı da düşünüyorum

Türk insanı hizmet verme konusunda fedakâr bir yapıya sahip. Ama teknikte daha eksik olduğu söyleniyor. Ancak hizmet kalitesi açısından iyi,  siz ne düşünüyorsunuz?

Tuğba Çakır:  Ben Türkiye’de saçımı daha kolaylıkla yaptırabiliyorum. Güven duyuyorum ve sonuçları da güzel oluyor.

Yorum Yapın

© 2015 Designed By Atokyay

Scroll to top